Sevgili Ata’m
Bu yazı {9 Kasım 2009 || Pazartesi saat 22:57} sularında aksoy tarafından yazılmıştır.Ben, sana cennet yurdumuzun, bir zamanlar Yunan işgalinden kurtardığın, üzerinde özgür yaşamamızı sağladığın Kütahya ili Gediz ilçesinden yazıyorum. Seni hiç görmedim, seninle konuşamadım. Seninle aynı havayı teneffüs edemedim. Seni, Türk Milletinin kalbinin attığı Anıtkabir’de ziyaret ederek, Yeşil ilçemizin cennet bahçelerinden dal dal, boy boy; alı yeşiline karışmış çiçeklerden bir demet sunmak isterdim.
Sana, içimdeki duyguların yansıdığı bir mektup yazıyorum. Her kelimesinde Anadolu’dan esintiler göreceğin; her cümlesinde İzmir’i, Ankara’yı okuyacağın ve her hecesinde Samsun’un yaylalarını, çiçeklerini, pınarlarını hissedeceğin, kısaca beni ve tüm ulusumu göreceksin. Mektubumda, sana güneşin ışıklarını, Anadolu toprağının verimini, yağmurunun bereketini anlatacağım. Sana, ilkbaharda tohum saçan köylümün çalışkanlığını, tahta başında ders veren öğretmenimin azmini, ekmek ve kitap parası için sokakta simit satan çocuğun alın terini anlatacağım. Daha geçen ay ilçemizden Şehit olmuş asker anasının feryadını, seninin aydınlık izinde giden okul yolundaki öğrencilerin hayallerini anlatacağım.
Bize ders olarak anlatılan Çanakkale’den, Arıburnu’ndan insanımızın gözlerinin önünde şahadetlerini ve duygularını hissetmeye çalışıyorum. Samsun’a ayak bastığın ilk günü, Anafartalar’ı, Çanakkale’yi, İzmir’i çok özlediğin kanaatindeyim?…. Bandırma Vapuru’yla Samsun’a yol aldığın Karadeniz’den köpük köpük deniz kokusunu hissediyorum.
Aradan geçen bunca seneden sonra biz de seni çok özlüyoruz. Her geçen gün özlemimiz artmakta, seni daha iyi anlamaktayız. Sana sevgimizi dile getirmek için şiirler yazıyoruz. Her gün, her an sevecen bir gülümseyişle bize bakıyorsun. Adeta mavi gözlerinin içi gülüyor. Sen bizi duyuyor, görüyorsun inancındayım. 2009 yılında, Cumhuriyetimizin 86. yılında senin başarılarını sahipleniyor, onlarla öğünüyoruz. Bilmem bana inanıyor musun?
Atatürk’üm’ Seni çok seviyorum. Sana ve yurduma lâyık biri olarak yetişeceğime söz veriyorum. Sen bizlere kılavuzluk etmeyi asırlar da geçse sürdüreceksin. Senin rehberliğinde çağdaşlığa, uygarlığa, bize gösterdiğin hedeflere, aklın ve bilimin ışığına kavuşacağız. Aydınlık yarınlarımız senin hedeflerini gerçekleştirmek için yapacağımız çalışmalar sağlayacaktır.
Sevgili Atatürk, mektubumun sonunda senden bana ve Yüce Türk Milletine ve onun gençliğine inanmanı, bize güvenmeni ve sonsuzluk uykusunda rahat olmanı diliyorum. Bizler, hepimiz, ilerde doktor, öğretmen, mühendis olacağız. Bizler, senin yenilikçi, coşkun ruhunu taşıyan MUSTAFA KEMALLER olarak yetişeceğiz. Sana söz veriyorum.
Sana bunları anlatabildiğim için, sesimi sana duyurabildiğim için, ulusumun selâmını sana iletebildiğim için mutluyum. Mutluyum, çünkü artık ben de bir MUSTAFA KEMAL’im!..
“Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.” Sözlerinle bize derin anlamı olan mesaj verdin. Bu mesajını ülkemize hizmet ederek, gösterdiğin muasır medeniyet seviyesine yükselmedeki gayretlerimle, fikirlerinin aydınlık yolunda yürümeye devam edeceğim. Ruhun şâd olsun.
Mustafa AKSOY
-2009-
Gediz/KÜTAHYA
Benzer İçerikli Yazılar:
- Haritacının Aşkı (Şiir) Ben seni harita gibi çok sevdim Planlarım ve projelerimdin...






