Dünkü yazımızda webcam muhabbetlerinden bahsetmiştik.
Bugünkü yazımızda ise yine sanal iletişim ile ortaya çıkan internet aşkları konusuna biraz daha gerçekçi gözle bakmaya çalışacağız. Yine bu yazıyı da çok sevdiğim arkadaşım gönderdi ve dünkü yazımızla yakın konular olduğu için bugün de bunu sizlerle paylaşmaya karar verdim.
Peki nasıl başlar internet aşkları??
“Önce ‘isim-şehir’ oynanır.
Sonra ‘meslek, medeni durum’ vs. ‘accayip’ merak edilir.
Ardından ‘sesini duymak isterim’ler ve ‘resmini görmek isterim’lere gelir sıra…
Onlar da ‘accayip’ merak edilenlerdendir(!)
Ve nihayet o an gelir! Buluşma vakti! “Yakamda gül, kıçımda kot, ayağımda bot!”
Tanışma, öpüşme, koklaşma faslının ardından ilk izlenimlerin dehşetinden sıyrılmak için karşılıklı komik çabalamalar…
“Halbuki dün akşama kadar nasıl da kırk yıllık dost gibiydik nette, şimdi noldu ki?” sorgulamaları…
İç ses (erkek): “Ulen karı J. Lopez gibi tanıtmıştı kendini! Bu ne lan? Ne Lopez’i, “lop-et” çıktı. Öyle kapağı atacak zengin kızı kılığı da yok bunda.
Olsa olsa varoşlarda bir atölyede overlokçu ya da tazgahtır bu!”
İç ses (kadın): “Webcamda, gönderdiği jpeg formatlı fotoğraflardaki A. Banderas, bu amele kılıklı mıymış? Bunun da arabası, ya arkadaşında ya da servistedir kesin! Şimdi şiir de okur bu vallaha! Evet evet acilen işimin çıkması lazım, tekin birine benzemiyor bu!”
Evet, rasyonalizmin vahşi, katı, kekremsi tadıdır damaklarda kalan…
Kim, ideal tasarım ademoğlu modelidir de sanal alemin chat’ına düşer anam!
Kim, concon çocuğudur da buradan ‘ruh ikizini’ bulmaya kalkar?
Kim, evde kalmamıştır da eşini arar buralarda?
Doktor, mühendis, son ütücü, kalite kontrolcü, okumuş, okumamış, blues, hip-hop ya da Müslüm dinleyen, hayatındaki tek musiki atraksiyonu, bir belediyenin içmesuyu şebekesi açılışındaki beleş Kibariye konseri olan, kollarındaki falçata izlerini, anasından kaptığı çay parasını internet kafelerdeki sanal dostluklardan gizleyen, zengini de züğürdü de buralardadır babam….
Zengini Yonca’da, fukarası Türkçe bir arkadaşlık sitesinde, kaderini, yazgısını, ‘aşkını’ bulmanın umuduyla yürekten vurur ‘q’ klavyenin tuşlarına…
(Böyle de bir eşitleyiciliği var meretin)
Hepsi de, nahiftir, hepsi de yitik kentin yalnız kovboyudur, hepsi de militan romantik beladır!
Formasyonu ya da asaleti ne olursa olsun, vardır onu buralara düşüren bir ayrılık acısı, bir içe dönüklük, bir dışa açılamama hali, bir yaralı ruh, vurgun bir bilinç, kederli bir arayış vardır mutlaka…
Kendini ‘bayan’ diye yutturan puştların varlığından muzdariptir erkekler…
Kendini ‘artist’ diye satan tiplerin, tipsiz çıkması da kızları kızdırır…
Yüzyüze ilişki, insanidir, yalındır, daha dürüst ve gerçektir..
Sanal ilişki, sahte, kaypak, kahpece, ve yalandır çoğu zaman…
Gözler ruhun aynasıdır. Jestler, mimikler eleverir, tutuk yapar, kendi gerçeğini saklayamaz hale sokar adamı…
Sanal ilişkide göz, el, ayak, ruh yoktur! Göbeğini kaşırken, sırıtırken, melankolik dizeler attırıvermeye, ‘canımlı, cicimli’, ‘öptüm, kokladım, yaladımlı’ yılış yılış geyikler çevirmeye müsaittir…
Bırak karşındakini, kendine bile yabancılaştırır insanı! Her türlü gerçeğin, ikiyüzlü toplumun, bu ikiyüzlü ortamında söylenmesi risklidir…
Bekar, güzel, yakışıklı, badem gözlü, sırma saçlı yapar, g*tü-göbeği karışmış, gözaltları kırışmış, saçları ağarmış, selülitleri azmış, yaralı, sahipsiz, yalnızları…
Aynı şehirde yaşayıp, aynı havayı koklayıp, aynı dolmuşa bineriz hepimiz…
Halkotobüsünde katlanamadığımız ‘tiplerle’ saatlerce sanal sanal ilişkiye giriyoruz…
Biz kaybettik bir şeyleri aslında onu arıyoruz babam, yitiğimizi…
Evet, evet biz kaybettik…! Bulanlara selam olsun!
dostluğu klavyelerinde,yaşamı monitörlerinde arayanlar sözüm size!
hangi tuş daha etkilidir ki sıcacık bir gülüşten,ya da hangi program verebilir bir ağaç gölgesinde uyumanın keyfini?
copy-paste yapabilir misiniz dalgaların sahille buluşmasını?içinizi ısıtan gün ışığını gönderebilir misiniz maille arkadaşlarınıza?
gördüğümüz,gör-e-mediğimiz,
duyduğumuz,duy-a-madığımız,
varlığından bihaber olduğumuz,
tanıdığımız, tanı-ya-madığımız,
birçok insanla aynı havayı teneffüs ediyoruz…
düşünceleri farklı,anlayışları,hedefleri,üzülüp- sevindikleri olaylar, farklı farklı insanlar…
kimi olduğu gibi apaçık,kimi maskeli, saklayan kendini…sanal dünyada da, gerçek çevremizde de durum aynı…sonuçta hepsi insan ve gerçekte yaşayan insanlar…kimi seviyeli,kimi hafif kişilikli,kimi kendinden pek söz etmez,kimi kendini ön planda tutmaya çalışan zayıf karakterli insanlar…Sanal dünya burası gerçek yaşamın özeti gibi.ve ben aralarında,seviyeli gördüğüm,hayata boş bakmayan,donanımlı bir arkadaşa sahip olduğum için,mutluyum…
site adlarından bile hemen hemen o kişilerin,
nasıl olduklarını,siteyi niçin açtıklarını,
kişiliklerini-amaçlarınıtahmin edebildiğimiz
insanlar!!!çok uzattım sanırım…
sevgiyle kalın ve adam gibi adam bulduğunuzda ona sımsıkı sarılın…
öncelikle herkese slm demek istiyorum..tatilim bitti ve geri döndüm.yeni yazılarımı da en kısa sürede sizlerle paylaşacağım.
yukarıdaki yazıya gelince oldukça acımasız olmuş ve tabi gerçeklik payı da yok değil hani..ancak şu varki hepimiz gerçek hayatın bir takım sorunlarından kaçıp kendimizi en az şekilde yaralayabilceğimiz bir ortama-sanal alemin kollarına atıveriyoruz..aslında bi çoğumuzun amacı ne yeni dostlar elde etmek nede hayatının aşkını burada bulmaya çalışmak..yapmak istediğimiz tek şey aslında kimseye hesap vermeden birilerinin eleştirilerine maruz kalmadan eh bi de bilinmezliğin verdiği rahatlıkla içinizi hiç bilinmeyene açmak sonrada kapatıp gitmek..ne artısı ne de eksisinin olduğu bir tek kişilik monolog yaptığımız aslında..hani duvarlara konuşmaktan daha da iyi belki..evet başlangıçta amaç bu diyerek başlanan bir sanal alem…aslında gerçeğinden oldukça farksız..görebilir duyabilir sadece dokunamazsınız işte..ama bazı anlar vardırki yüreğinize dokunur birşeyler..ağlarsınız sizden çok uzakta kalmış bir sanal! dostunuzun karşısında ve onun sizi teselli etme çabalarıdır sizi o an mutlu eden ve yüreğinize dokunan..bazen kahkahalar patlatır uzaktan yaşarsınız sevinçleri..öyle ya ille gereklimidir yanıbaşınızda olması karşılıklı gülebilmek için..ve aşklar..hiç aşık olamayanlar için kolaydır habire ahkam kesmesi!!hani derler ya bekara avrat boşamak kolaydır diye! aşkın tarifi nedir desem arada 1 mt mesafe olacak en fazla der bu zavallı beyinler..aşk bi kişiden mi ibarettir yoksa beynin ve kalbin karşıya kondurduğu yakıştırdığı duygumudur aşk..ha ille gerçek hayatta arkadaş ortamında ya da aile ortamında ya da yolda sokakta ne biliyim işte orda burda tanışılır aşkla diyorsanız eh ne diyim ben size..aşk kalıplara sığmazki..yer zaman boyut sınır yasak tabu tanımazki bu duygu..tanırsa da adı aşk değil beklenti olur o zmn..benden bu kadar..nerde olursa olsun aşk sizinle olsun!!
aslında gerçkten gerçeklik payı var ama ben çok ta katılmıyorum 7 aylık bi ilişkim var chattn tanıştım. çokda mutluyuz ilk izlenim de hiç de öle şeyler olmuyo tamam benmkide rsimdeki kadr yakışıklı diild iama oydu
herşey çok gzel gidiyo maşşallah
ve şu an da sözlüyüz.. ama herkes benm kadr şanslı olamayabilir yinede dikkat diyorum ben
ben şanslı azınlıktanım yada uyanığım:) arkadaşlık sitesinde tanıştım eşimle 3 senedir evliyiz çok mutluyuz huzurluyuz. okulda mahallemde iş çevremde rastlamadığım kadar düzgün ve dürüst insanı internette buldum. iyi yapmışım
ama her insan bir değil dikkatli olunması gerek, özellikle gençlerin. her söze kapılmasın herkese inanmasınlar.sevil hn. mutluluklar dilerim sizede:)