Leica Totalstation 1200 Genel Özellikler

Bu yazı {28 Mayıs 2007 || Pazartesi saat 13:20} sularında Burak tarafından yazılmıştır.
Kategori: Güncel
Total station olarak genel kullanım olanakları çok geniş. Reflektör olmadan ölçüm yapmak bu alette çok kolay. Ayrıca lazer şakül olması kafanızı alete dayayıp dans etmenize gerek bırakmıyor. Gayet rahat birşekilde noktaya aleti kurabiliyorsunuz bu aletle. Lazer sayesinde hedefleme yapabiliyorsunuz,
bizzat kullandığım ve hayran kaldığım alet leicanın son harikalarından diyebiliriz. Aleti kullanırken kilitleme şansınız yok çünkü alette kilitleme yok :)
Alet yataya ve düşeye sürtünmeli olarak çalışıyor. Bu sayede zamandan tasarruf ediyorsunuz. Offset olayı ise çok basit bir şekilde dizayn edilmiş. Gerçektende bu aletle çalışmak bir başka haz veriyor insana. Ayrıca aletin kendi hafızasına mahküm kalmıyorsunuz. Compact disk takabiliyorsunuz, iş üstüne iş açın farketmez. Grafik ekranda direkt yaptıklarınızı görme şansınız da var

Aletin diğer özellikleri için bu siteye girip ziyaret edebilirsiniz

Yazan: kalazem

space.jpg

Benzer İçerikli Yazılar:

  1. Leica Totalstation 1200 Simülasyon Arkadaşlar kusura bakmayın, yoğun sınav ve stres haftalarından sonra...
Bu yazıya Yorumunuzu Ekleyin veya kendi sitenizden Geri İzleme yapın.

“Leica Totalstation 1200 Genel Özellikler” yazısı için 3 Yorum yapılmış

  1. mehmet efe diyor ki:

    Aralık 11th, 2007 at 22:01

    slm haritacılar ben çılgın haritacı çukurovada okuyorum bu sene okul bitiyor size bir soru sorucam totalstaionla dijital nivo arasındakileri mail atarmısınız teşekkür edrim

  2. muhammet diyor ki:

    Aralık 14th, 2007 at 15:50

    sitenizi cok begendim ama biraz eksiklikler var onlarıda giderirseniz harika bir site yapmıssınız tebrikler. haritacılık adına güzel üvünecegimiz seyleri bulmak isteriz.

  3. Hasan Özcan diyor ki:

    Aralık 26th, 2007 at 17:14

    Resim çizene ressam dendiği gibi resim sanatçısı da denir. Ama önüne gelenin çizdiği her resme resim denmeyeceği gibi, onu bir ressam çizmişte diyemeyiz.
    Heykel yapana heykeltıraş dendiği gibi heykel sanatçısı da denir. Ama önüne her gelenin çamurdan yaptığı heykele heykel denmeyeceği gibi, onu yapana da haykeltraş diyemeyiz.
    Ud çalana udi dendiği gibi ud sanatçısı da denir. Ama yine önüne her gelenin çaldığı ud dinlenmeyeceği gibi onu çalana da udi denmez. Adi denir 
    Bu örnekler alır başını gider. Ta ki dünya üzerinde meslek kalmayıncaya kadar.
    Peki, sanatçı işini iyi yapana dendiğine göre, neden berbere, kasaba, sokak sokak dolaşıp kıçını yırta yırta bağırıp karpuz satma hünerini konuşturan karpuzcuya sanatçı denmez. Kasap etten en iyi anlayan adamdır. Büyütülecek bir şey yok, çünkü kasaptır o. Hiç kimse berberler kadar ustalıkla kullanamaz makası. Hadi geçtim saçı da ona neden denmez makas kullanma sanatçısı diye.
    Ya yazarlar. Yazar da yazı sanatçısı değil midir aslında.( Hat da bilindiği gibi bir tür yazıdır ama hemen herkes hat sanatçısı diye ifade eder o enteresan yazıları yazan adamları ) O halde neden yazar diye kalır yazarların ismi. Yazar kelime olarak yazı yazan demektir. Haklı mıyım, evet. O halde yazı yazan herkese yazar diyebilir miyiz eee pek tabi yine evet. Peki, gerçek yazarları sadece yazı yazanlardan ayırmak için ne yapmalı.
    Sanatçı yazar denmeli örneğin.
    Herkes sanatçı olabilir mi? Hayır. Ne yapman gerekir sanatçı olman için. İşini iyi yapman.
    Peki, herkes kendinin en iyi olduğunu sanırsa -ki sanıyor yine bir karışıklık olmaz mı?
    Olur.
    Peki, ne yapsınlar
    Boş vermek lazım böylelerini. Kim kendini ne sanıyorsa bırak öyle sansın. Sonuçta takdir halkın.
    Ben Allah’ım de misal kendine inananı bulamadıktan sonra sen bir hiçsin. ( Allahın böyle bir derdi yoktur üstelik. İnansan da inanmasan da o Allah )

    Ne diyordum. Ha Erdal Demirkıran. Şu sanatçı payesini en çok hak eden kişi değil mi o.

    Saygılar….

Düşünceni Paylaş, Kafanda Duracağına Burada Dursun!