Gala

Bu yazı {16 Nisan 2007 || Pazartesi saat 22:32} sularında Burak tarafından yazılmıştır.
Ölmeden önceki son dakikalarınızdasınız diyelim. Hayatınız gözünüzün önünden bir film şeridi gibi geçiyor (ki gerçekten de öyle oluyor.) Ne kadar sürerdi belki daha da önemlisi ne görürdünüz galanızda.

Ben 14-15 yaşımdayken izlemiştim ilk sinema filmimi. Sanat filmimiydi yoksa popüler mi pek hatırlamıyorum ama

benim için önemli olan anımsadığım kadarıyla yaşıma göre bayağı uzun metraj olmasıydı. Şimdi merak ettiğim ise aynı sinemadan yine bilet alsam bambaşka bir film mi izlerim yoksa aynı filmi mi? Oysa bir kendi hayatımın yönetmeni olarak zorluyorum kendimi. Bu film karelerinin içerisine girebilecek yeni bir şey yok gibi.

Aklıma tek gelen girdiğim sınavlar sonunda kazandığım ya da kazanamadığım okullar. Çevremdekilere soruyorum siz ne görürdünüz diye. Duyduğum cevaplardan ilki ya lise ya da üniversite sınavları. Başka diyorum herkes zorluyor önce bir kendini sonra sevgililerinin elini tutup kız arkadaşım ya da erkek arkadaşım diye geçiştiriyorlar. Samimi cevaplarda bir ikincisi yok, kalakalıyoruz öyle.

O kadar amaç olmuş ki sınavlar dekor olmaktan çok karakter olmuşlar. Kötü geçeni Erol Taş iyi geçen Hulusi Kentmen. Ara da pek çok yine ünlü karakter. Oysa onların figüran olması gerekiyor bu filmlerde. Ama seyirci işte Erol ağabey figüranlık yapar mı illa başrol olacak. Bu popüler filmler yok mu işte?
Bu sınavları hayatımıza sokan eğitim sistemi olsa da rolleri de o vermiyor ki.

Hayatımızdaki anların kaçını kendimizi mutlu etmek için yaşıyoruz. Bencillik değil anlatmak istediğim. Hani hatırladığımızda yüzümüze belirli belirsiz bir gülümseme getiren anlar vardır. Mesela gondol hızla aşağı doğru ivmelenirken tabii bu sırada midenizde. Sevdiğiniz kızın geriye doğru uçuşan saçlarına ya da yüz ifadesine bakmak gibi veya onun size bakıp gülmesi ödünüz patlarken. Etkilendiğiniz anlar vardır mesela yorucu bir otobüs yolculuğunun ardından Manisa-İzmir yolundan girerken olduğu gibi. Bir dönemecin hemen ardından gözüken o İzmir manzarası hele ki gece apayrı olan o harika manzara ya da Efes’in insanı yüzyıllar öncesine alıp götürmesi gibi. Tüm bunlar varken niye gözümüzün önüne ÖSS sonuç belgesi gelsin ki.
Zaman geçtikçe nasıl yaşamamız gerektiğini unutuyoruz sanırım. Hayatımıza mutluluk katmak yerine hayatın bize getirdiği mutluluklarla yetiniyoruz. Oysa hiç zor değil bulunduğumuz şehrin zirvesine çıkıp yukardan şöyle bir baktıktan sonra manzaraya vay be demek. Ayda bir kez olsun gününüzü kendinizi mutlu etmek için yaşayın.En azından galanızdan memnun ayrılmak için.

Yazan:

Benzer İçerikli Yazı Bulunamadı.

Bu yazıya Yorumunuzu Ekleyin veya kendi sitenizden Geri İzleme yapın.

Düşünceni Paylaş, Kafanda Duracağına Burada Dursun!