Biz insanlar hiçbir yerden acı almadan, pamuklara sarılı yaşamak isteriz. Bunun için elimizden gelen bütün çabayı harcarız. Acı kelimesi duyduğumuzda tüylerimizi diken diken olur yaşadığımız veya yaşayacağımız acıları düşünerek kendimizi harap ederiz.
Oysaki bilmeyiz, dünyadaki her şey bizim içindir. Doğruda, yanlışta, acıda, tatlıda hepsi koca bir merdivenin basamaklarıdır ve hepside aşılmalıdır. Ancak insan bu sayede yaşamın sahnesinde rol alabiliriz. Bunlar arasında en büyük öğretici acı ipi göğüsleyendir. Taşın ne kadar sert olduğunu gösterendir. Belki taşı yediğimiz zaman onun bize verdiği sızıyla kıvranırız ama ayağa kalktığımızda daha güçlüyüzdür. Yaşadığımız acılar yavaş yavaş kalkan oluşturmaya başlarlar güçsüz bedenimize. Acı yaşadıkça sahne tozunu yutmaya başlar hayatı gerçekten solur, yaşadığımızı hissederiz. Hayatın manası değişir. Artık ürkek değilizdir, acılarla pişip büyümüşüzdür. Nietzsche’de
