18 Mart Anısına – Çanakkale Şehitlerine – Mehmet Akif Ersoy

Bu yazı {18 Mart 2008 || Salı saat 16:39} sularında Genç Haritacı tarafından yazılmıştır.
Kategori: Güncel

Çanakkale Şehitlerine

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
çanakkale şehitlik
Nerde-gösterdiği vahşetle ‘bu: bir Avrupalı’
Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
Avusturalya’yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ…
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz…
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a’mâkı;
Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer…
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler…
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal’â mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşÃ¢, edecek kahrına râm?
Çünkü te’sis-i İlahi o metin istihkâm.

Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer;
Bu göğüslerse Hudâ’nın ebedi serhaddi;
‘O benim sun’-i bedi’im, onu çiğnetme’ dedi.
Asım’ın nesli…diyordum ya…nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar…
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi…
Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
‘Gömelim gel seni tarihe’ desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb…
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
‘Bu, taşındır’ diyerek Kâ’be’yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ’yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana…
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin’i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran…
Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a’sâra gömülsen taşacaksın…Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât…
Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.

Mehmet Akif Ersoy

Çanakkale Şehitlerine - Mehmet Akif Ersoy

Tavsiye Ettiğimiz Yazılar :

  • Ben seni harita gibi çok sevdim Planlarım ve projelerimdin sen benim Her noktaya bakarken senin gözlerinde Kayboldum Seni aradım, işaretlediğim evrende Senin koordinatlarında buldum kendimi Zemindeki poligon olarak işaretledim Aramızdaki mesafe ne kadar uzak olsa da Bir nivo, EUÖ kad ...

  • Ben, sana cennet yurdumuzun, bir zamanlar Yunan işgalinden kurtardığın, üzerinde özgür yaşamamızı sağladığın Kütahya ili Gediz ilçesinden yazıyorum. Seni hiç görmedim, seninle konuşamadım. Seninle aynı havayı teneffüs edemedim. Seni, Türk Milletinin kalbinin attığı Anıtkabir’de ziyaret ederek, Y ...

  • Benim Sevdam Derin gözlerini kapa, Gece kanatlansın düşlerinde ... Ben susayım, sen konuş Aşkım anlam bulsun sözlerinde Sevginin kanat çırptığı gökyüzü sözlerin, Alıp götürür yüce sevdalara beni, s ...

  • Ankara duman altında yine Aklımda sen varsın Bazen de Seni kaybettiğim an Sızladığını hissettiğim parmaklarım Üşümek değil ki beni yıldıran, Seni düşünmemeyi düşünürken Hep seni düşündüğümü fark etmek, ...

  • Yaşamın neresindeyiz biz! Kıyısında bir yerde mi, yoksa tam ortasındamıyız? Daha yaşım da otuzbeş değil, Dante gibi ortasında da değilim ömrün. Baharın habercisi tomurcuk çiçekler gibi rengarenk beslediğimiz hayallerimizi, güneşin sıcaklığıyla ısıtmaya çalıştık yıllarca. Küçüktük o zam ...

  • SEVMEK Sevmek sen nasıl bir hastalıksın nasıl beni ve ben gibilerini bu hale soktun. Hani sağlam duruşluyduk yıkılmazdık ama sen yıktın. Yalan konuşmayan dillere yalan konuşturdun, sen ne yaptın be sevmek. Anlaşılmaz olanı sen daha da karmaşık hale getirdin. Buda yetmedi her şeyimi ansızın ...

  • Sabah uyanmamla güneşimin karaması bir oldu.İşbirlikçi hainler 12 masum cana kıymışlardı. Şehitler Hiç Bir Zaman Ölmez Hele Sırtından Yediyse Kaphe Kurşunu Hiç Ölmez Şehitler Ölünce Değil Unutulunca Ölürler BİZLER SİZLERİ HİÇ UNUTMAYACAĞIZ. ŞEHİT VASİYETİ Gene hangi dua yı okudun anne, V ...

  • İlkokul, ortaokul, lise derken hayatın gerçek yüzü üniversite sınavı geliverir insanın karşısına. ÖSS sınavı o kadar önemli bir sınavdır. Yani, üniversitelerden daha çok ÖSS'ye hazırlayan dershaneler mevcuttur. Gel gör ki ÖSS denen sınav 3 saatten ibarettir. Evet sadece 3 saat. Tüm h ...

Bu yazıya Yorumunuzu Ekleyin veya kendi sitenizden Geri İzleme yapın.

“18 Mart Anısına – Çanakkale Şehitlerine – Mehmet Akif Ersoy” yazısı için 10 Yorum yapılmış

  1. oyyla.com diyor ki:

    Mart 18th, 2008 at 21:30

    18 Mart Anısına – Çanakkale Şehitlerine – Mehmet Akif Ersoy…

    Çanakkale Şehitlerine

    Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
    En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
    -Tepeden yol bularak geçmek için Marmaraya-
    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
    Ne hayâsızca tehaşşüd ki uf…

  2. www.tusul.com diyor ki:

    Mart 18th, 2008 at 21:32

    18 Mart Anısına – Çanakkale Şehitlerine – Mehmet Akif Ersoy…

    Çanakkale Şehitlerine

    Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
    En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
    -Tepeden yol bularak geçmek için Marmaraya-
    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
    Ne hayâsızca tehaşşüd ki uf…

  3. repçiiiii diyor ki:

    Aralık 4th, 2008 at 20:50

    çok güzel beyendim???? böyle güzel olursa işallah bunu hazırlayanlar devam eder???????

  4. repçiiiii diyor ki:

    Aralık 4th, 2008 at 20:51

    müthişşşşşşşşşşşşş

  5. repçiiiii diyor ki:

    Aralık 4th, 2008 at 20:53

    ben burasını hep beğenirim: BİR HİLAL UĞRUNA,YA RAB,NE GÜNEŞLER BATIYOR

  6. By Schwarz diyor ki:

    Aralık 5th, 2008 at 21:01

    Bende Ey Şehit Oğlu şehit İsteme Benden Makber

    Sana Ağuşunu Açmış Duruyor Peygamber

    Bu Güzellikte Bir Şiir O Dönemlerdeki gerçek Olayları Günümüze Esintilemiş.Elalemin Monarizasını ,Leonardosunu öveceklerine Tv Kanla Sorumluları neden Bisim Ülkemizin Temsili Olan İstiklal Marşımızın Şairini Övmüyorlar. Anlamm Veremiyorumm…

  7. makbule Saçmalı diyor ki:

    Aralık 13th, 2008 at 16:44

    Bu, taşındır diyerek Kâbeyi diksem başına;
    Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
    Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
    Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
    Yedi kandilli Süreyyâyı uzatsam oradan;
    Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
    Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
    Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
    Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
    Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana…
    YİNE BİRŞEY YAPABİLDİM DİYEMEM HATIRANA…

    ne kadar mükemmel bi tasavvur ki bizim bu rahat günlerimizde gösterebileceğimiz en büyük çabaların bile, onların azimleri karşısında kifayetsiz kalacağını onca yıl evvel tahmin edip bizlere idrak ettirebiliyor…. bizde zeka falan yok, ruh yok, duygu yok…. zeka da, ruh da, duygu da; bu mısraları dökende… nur içinde yat mehmet akif, Resul’ün sancağı dibinde uyan inşallah…

  8. MUSAB diyor ki:

    Ocak 26th, 2009 at 22:56

    YA ŞURDAKİ ARAPÇA YAZI ÜSTADIN YAZDIĞI ŞİİRİN ORJİNALİMİ YANİ ARAPÇASIMI NE OLUR BİR CEVAP YAZIN ÇOK ÖNEMLİ…

  9. enes diyor ki:

    Ekim 21st, 2009 at 15:43

    ellerine saglık dostum okadar aradım cok saol

  10. ibrahim diyor ki:

    Mayıs 13th, 2010 at 00:39

    heyt bee
    Allah cc mekanını cennet etsin Koca Akif… bir arkadaşın dediği gibi Rasul-ü Kibriya’nın sancağı altında uyan inşaallah
    biri sormuş: evet orijinali arapça alfabe ile yazılmış osmanlıca hali…
    5RFF

Düşünceni Paylaş, Kafanda Duracağına Burada Dursun!