Thursday, January 8, 2009 1:23

18 Mart Anısına - Çanakkale Şehitlerine - Mehmet Akif Ersoy

Yazan: Genç Haritacı Tarih: Salı, Mart 18, 2008, 16:39
Bu Yazı Güncel Kategorisinde ve 7 Yorumlar var. || Bu yazı 2443 kez okundu.

Çanakkale Şehitlerine

Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
çanakkale şehitlik
Nerde-gösterdiÄŸi vahÅŸetle ‘bu: bir Avrupalı’
Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!
Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
Avusturalya’yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ…
Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz…
Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbâb,
Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
Beriden zelzeleler kaldırıyor a’mâkı;
Bomba ÅŸimÅŸekleri beyninden inip her siperin;
Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.
Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
O ne müdhiÅŸ tipidir: Savrulur enkaaz-ı beÅŸer…
Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.
Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.
Top tüfekten daha sık, gülle yaÄŸan mermiler…
Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
Alınır kal’â mı göğsündeki kat kat iman?
Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
Çünkü te’sis-i İlahi o metin istihkâm.

Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
BeÅŸerin azmini tevkif edemez sun’-i beÅŸer;
Bu göğüslerse Hudâ’nın ebedi serhaddi;
‘O benim sun’-i bedi’im, onu çiÄŸnetme’ dedi.
Asım’ın nesli…diyordum ya…nesilmiÅŸ gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, daÄŸlar, taÅŸlar…
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi…
Bedr’in arslanları ancak, bu kadar ÅŸanlı idi.
Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
‘Gömelim gel seni tarihe’ desem, sığmazsın.
Herc ü merc ettiÄŸin edvâra da yetmez o kitâb…
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
‘Bu, taşındır’ diyerek Kâ’be’yi diksem başına;
Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
Yedi kandilli Süreyyâ’yı uzatsam oradan;
Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
Tüllenen maÄŸribi, akÅŸamları sarsam yarana…
Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
Åžarkın en sevgili sultânı Salâhaddin’i,
Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran…
Sen ki, İslam’ı kuÅŸatmış, boÄŸuyorken hüsran,
O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
Sen ki, a’sâra gömülsen taÅŸacaksın…Heyhât,
Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât…
Ey ÅŸehid oÄŸlu ÅŸehid, isteme benden makber,
Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.

Mehmet Akif Ersoy

Çanakkale Şehitlerine - Mehmet Akif Ersoy

İsterseniz yorum yapabilir, veya Diğer yazılara Bakabilirsiniz.

7 Yorum “18 Mart Anısına - Çanakkale Åžehitlerine - Mehmet Akif Ersoy”

  1. 2008.03.18 21:30

    18 Mart Anısına - Çanakkale Åžehitlerine - Mehmet Akif Ersoy…

    Çanakkale Şehitlerine

    Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
    En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
    -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
    Ne hayâsızca tehaşşüd ki uf…

  2. 2008.03.18 21:32

    18 Mart Anısına - Çanakkale Åžehitlerine - Mehmet Akif Ersoy…

    Çanakkale Şehitlerine

    Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
    En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
    -Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya-
    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
    Ne hayâsızca tehaşşüd ki uf…

  3. repçiiiii
    2008.12.04 20:50

    çok güzel beyendim???? böyle güzel olursa işallah bunu hazırlayanlar devam eder???????

  4. repçiiiii
    2008.12.04 20:51

    müthişşşşşşşşşşşşş

  5. repçiiiii
    2008.12.04 20:53

    ben burasını hep beğenirim: BİR HİLAL UĞRUNA,YA RAB,NE GÜNEŞLER BATIYOR

  6. By Schwarz
    2008.12.05 21:01

    Bende Ey Şehit Oğlu şehit İsteme Benden Makber

    Sana Ağuşunu Açmış Duruyor Peygamber

    Bu Güzellikte Bir Åžiir O Dönemlerdeki gerçek Olayları Günümüze EsintilemiÅŸ.Elalemin Monarizasını ,Leonardosunu öveceklerine Tv Kanla Sorumluları neden Bisim Ülkemizin Temsili Olan İstiklal Marşımızın Åžairini Övmüyorlar. Anlamm Veremiyorumm…

  7. makbule Saçmalı
    2008.12.13 16:44

    ‘Bu, taşındır’ diyerek Kâ’be’yi diksem başına;
    Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
    Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
    Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
    Yedi kandilli Süreyyâ’yı uzatsam oradan;
    Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
    Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
    Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
    Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
    Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana…
    YİNE BİRÅžEY YAPABİLDİM DİYEMEM HATIRANA…

    ne kadar mükemmel bi tasavvur ki bizim bu rahat günlerimizde gösterebileceÄŸimiz en büyük çabaların bile, onların azimleri karşısında kifayetsiz kalacağını onca yıl evvel tahmin edip bizlere idrak ettirebiliyor…. bizde zeka falan yok, ruh yok, duygu yok…. zeka da, ruh da, duygu da; bu mısraları dökende… nur içinde yat mehmet akif, Resul’ün sancağı dibinde uyan inÅŸallah…

Yorumunuzu Belirtin